,

Sunuculuk Üzerine / Zeynep Köker’in Yazısı

Sunuculuk Üzerine / Zeynep Köker’in Yazısı

Televizyon ve medya dünyasıyla ilk tanıştığımda 22 yaşındaydım. Ama televizyona olan ilgim başladığında küçücük bir çocuktum. Hani bazı sanatçılar hep anlatır ya, çocukken saç spreyini, deodorant şişesini mikrofon yapar şarkı söylerdim diye, benimki de o hesap işte. Ben de çocukken ekrandaki spikerlere, sunuculara özenirdim. Kağıtlara metinler yazar, sonra da annemi karşıma oturtup ona haberleri sunardım. Ya da programıma konuk alır, ona ahret soruları sorardım. İşte her şey böyle başladı.

Tabi işin içine girince, bu mesleğin karşıdan göründüğü kadar kolay olmadığını anladım. O yüzden, bu işi yapmak isteyen ya da yeni yeni ekrana çıkmaya başlayan kişilere verebileceğim en önemli tavsiye “bu işi çok sevecekseniz yapın, yoksa hiç denemeyin bile” olur. Çünkü çok sevmeden yapılabilecek kadar kolay bir iş değil ekran önünde olmak.

Öncelikle bir haberi ya da programı sunmak için çok fazla donanıma ve tabi eğitime ihtiyacınız var. Öyle sadece güzel bir kadın, ya da yakışıklı bir erkek olmakla olmuyor. Belki bu özellikler, zaman zaman sizlere bazı kapıları daha kolay açıyor ama en nihayetinde yönetmen “3-2-1 yayın” dediği anda, tam karşınızdaki o minicik dikdörtgenle bir başınıza kalıveriyorsunuz. Eveleyip geveleyemezsiniz, kendinizi tutamayıp durduk yere gülemezsiniz, hayatınızda o an her ne olursa olsun, üzgün süzgün görüntü veremezsiniz.

E bu kadarla da bitmiyor tabi. Örneğin, programınızda bir konuğunuz varsa, o konuk hakkındaki detaylı bilgilere sahip olmalısınız. Öyle, editör soruları yazar, elime verir falan diye hiç düşünmeyin, çünkü öyle bile olsa elinizdekileri çalışmazsanız yayınınıza asla hakim olamazsınız.

Sadece yayına hakim olmakla iş bitiyor da sanmayın. Çünkü siz, aynı zamanda stüdyoya da hakim olmalısınız. Mesela, bir yandan programı sunarken, aynı anda sizi, kulaklığınıza konuşarak yönlendiren yönetmeninizi de dinlemek ve anlamak zorundasınız. Hatta dahası, aynı anda hem konuşup, hem dinlerken, bunu seyircilere çaktırmamak da zorundasınız.

Sonra işinize uzun saatlerinizi de ayırmalısınız. Ekranda izlenen bir saatlik bir programın, aslında saatlerce bir stüdyoya kapanılarak çekildiğini söylememe gerek bile yoktur sanırım. Öyle, işim var, sevgilim bekliyor, kar yağdı, sel bastı, pazar tatil günüm falan gibi bahaneler bizim işlerde pek geçerli olmuyor.

Mesela, haber sunduğunuzu farz edelim. Sadece prompterı okumakla bu iş olur zannetmeyin, çünkü gündeme hakim olmazsanız, haberi kendiniz yazmayı bilmezseniz, asla o işin de altından kalkamazsınız. Mesela, bir son dakika gelişmesini aktarmak için, yeri geldiğinde doğaçlama konuşmak, aniden bir konuğa bağlanmak ve ona sorular sormak durumunda kalabilirsiniz. Ya da bir anda prompter arızalandığında, hiç susmadan cümlelerinizi tamamlayabilmelisiniz. Ayrıca canlı yayında olacağınızdan, tek bir kelime bile hata lüksünüz olmadığının da özellikle altını çizmek isterim.

Gördüğünüz gibi tüm bunları başarabilmek için çok ciddi bir donanıma, bilgiye, kıvrak zekaya, disipline, doğaçlama yeteneğine, eğitime ve diksiyona ihtiyacınız var.

Peki, bu işler madem bu kadar zor, sen neden uzun yıllar bu işi yaptın derseniz, cevabım size yazının en başında verdiğim tavsiye olur. Çünkü, ben de bu işi çok sevenlerdenim. Kamera önündeki o heyecanı seviyorum. O koşuşturmayı seviyorum, hatta stresini bile seviyorum.
O yüzdendir ki, zaman zaman diğer işlerime yönelip ekrana ara versem de, sonra bir bakıyorum ya bir tanıtım çekimiyle, ya bir röportajla, ya da bir sunumla hop yeniden ekrandayım.

Şimdi siz de düşünün, eğer tüm zorluklarına rağmen yine de “ben bu işi yaparsam çok severim” diyebiliyorsanız, aramıza hoş geldiniz 🙂

Aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz..

Doğrudan Link

https://www.yumpu.com/xx/document/view/61715766/krmzturk-medya-caddesi-agustos-2018-say-4

İçeriğimizi Puanlayın 1-10 Arası

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir